Etiketler
- 30 EKİM 2020 İMZA GÜNÜ
- 9. SINIF BİYOLOJİ
- AĞAÇLARIN OLUŞTUĞU ŞEYLER
- ALİ KUŞCU KİMDİR
- ALKOLÜN ZARARLARI
- AMETALLERİN ÖZELLİKLERİ
- AMPULUN IŞIK VERMESİ
- ASİT NEDİR
- ASİTLER NERELERDE KULLANILIR
- ASTRONOMİ MAKALELERİ
- ASTRONOMİ MAKALESİ
- ATOM NEDİR
- AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT
- AYDINLATMA TEKNOLOJİLERİNİN GELİŞİMİ
- AYIN EVRELERİ NELERDİR
- BAZ NEDİR
- BAZLAR NERELERDE KULLANILIRLAR
- BEYNİ NE GELİŞTİRİR
- BEYNİMİZ KAÇ KISMA AYRILIR
- BİRUNİ ESERLERİ
- BİRUNİ KİMDİR
- BİYOLOJİ MAKALELERİ
- BİYOLOJİ MAKALESİ
- BİYOLOJİ SORUSU
- BİYOLOJİNİN ALT DALLARI
- CANLI NEDİR
- CANLILARIN ÖZELLİKLERİ
- CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI
- CANSIZ NEDİR
- CE
- ÇEVREMİZDEKİ IŞIK KAYNAKLARI
- ÇİÇEKLİ BİTKİLER
- ÇİMLENME NEDİR
- DEPO POLİSAKKARİTİ
- DERSLERE NASIL ÇALIŞMALIYIM
- DEVRE ELEMANI NEDİR
- DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ
- DOĞAL IŞIK KAYNAKLARI
- DOĞANIN DENGESİNİ NELER BOZAR
- DÜNYA VE YAPISI
- DÜNYA'NIN ŞEKLİ
- ELEKTRİKLİ ARAÇLARIN GÜCÜ NASIL HESAPLANIR
- ELEKTRONİĞİN IŞIK SİSTEMLERİ İLE BAĞLANTISI NEDİR
- ELEKTRONİK KİLİTLER
- ELEKTRONİK MAKALELERİ
- ELEKTRONİK MAKALESİ
- ELEKTRONİK NEDİR
- EN BÜYÜK YILDIZ BULUNDU MU
- ENERJİ NEDİR
- ENERJİNİN DÖNÜŞÜMÜ NEDİR
- FEN BİLGİSİ
- FEN VE TEKNOLOJİ
- FİSSİON NEDİR
- FİZİK MAKALELERİ
- FİZİK MAKALESİ
- FÜZYON NEDİR
- GELİŞME NASIL OLUR
- GÜNEŞE AKŞAMLARI NE OLUYOR
- HASTALIKLAR NEDEN MEYDANA GELİR
- HASTALIKTA NELER YAPABİLİRİZ
- HEZARFEN AHMET ÇELEBİ KİMDİR
- HİKAYE
- HÜCRE FARKLARI
- HÜCRE ORGANELLERİ
- ISO
- IŞIĞI KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ
- IŞIK KİRLİLİĞİNDEN NASIL KORUNULUR
- IŞIK KİRLİLİĞİNİN ZARARLARI
- IŞIMA NEDİR
- İLETİM DOKUSU
- İLGİ ZAMİRİ
- İLKOKUL TÜRKÇE
- İNSANDA İSKELET SİSTEMİ HANGİ KISIMLARDAN OLUŞMUŞTUR
- İNSANLAR KAÇ YAŞINDA
- İNSANLARIN TOPLU YAŞAMALARININ NEDENLERİ
- İNSANLARIN TOPLU YAŞAMASININ NEDENLERİ
- İYELİK ZAMİRİ
- KAÇ TİP MUTASYON VARDIR
- KARANLIKTA GÖREBİLİR MİYİZ
- KARBONHİDRATLAR KAÇ GRUBA AYRILIR
- KATİP ÇELEBİ KİMDİR
- KİMYA MAKALELERİ
- KİMYA MAKALESİ
- KİŞİSEL GELİŞİM MAKALESİ
- KORONA GÜNLERİ
- KSİLEM NEDİR
- KUŞ GRİBİ NEDİR
- KÜÇÜLTME SIFATLARI
- LAGARİ HASAN ÇELEBİ KİMDİR
- LİSE BİYOLOJİSİ
- LÜTFİ ŞAHİN
- LÜTFİ ŞAHİN HABERLERİ
- LÜTFİ ŞAHİN HİKAYELERİ
- LÜTFİ ŞAHİN İMZA GÜNÜ
- LÜTFİ ŞAHİN MAKALELERİ
- LÜTFİ ŞAHİN MAKALESİ
- MADDE DÖNGÜSÜ
- MADDE NEDİR
- MADDENİN HALLERİ NELERDİR
- MADDENİN KAÇ HALİ VARDIR
- MATEMATİK SORULARI
- MATEMATİKSEL İFADELER
- METALLERİN ÖZELLİKLERİ
- MEVLANA
- MEYVE NASIL OLUŞUR
- MİKROORGANİZMALAR
- MİKROP NEDİR
- MUTASYON NEDİR
- OKÇULUK SPORU
- ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM
- ÖNCE İHTİYAÇLAR SONRA İSTEKLER
- PEKİŞTİRME SIFATLARI
- PH NEDİR
- PLASTİD NEDİR
- PLASTİDLER NE İŞE YARAR
- POH NEDİR
- SEBZE NASIL OLUŞUR
- SIVILARIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR
- SİGARANIN ZARARI
- SİGARANIN ZARARLARI
- SİNDİRİM SİSTEMİ
- SOLUNUM SİSTEMİ
- SOLUNUM SİSTEMİ NEDİR
- SOSYAL BİLGİLER MAKALESİ
- SOYGAZLARIN ÖZELLİKLERİ
- ŞEMSİ TEBRİZİ
- ŞİMŞEĞİN SESİ
- ŞİMŞEK NEDİR
- TSE
- TÜRKÇE DERSİ
- UÇAMAYAN KUŞLAR NELERDİR
- ULTRASON NEDİR
- UZAY NASIL OLUŞTU
- UZAY NEDİR
- UZUNLUK ÖLÇÜLERİ
- UZUNLUK ÖLÇÜLERİ DÖNÜŞTÜRMELERİ
- ÜNİVERSİTE BİYOLOJİSİ
- ÜNVAN SIFATLARI
- VEREM HASTALIĞI NASIL MEYDANA GELİR
- VİRÜS NEDİR
- VİTAMİN NEDİR
- YAPAY IŞIK KAYNAKLARI
- YAPI POLİSAKKARİTİ
- YARASALARIN ÖZELLİKLERİ
- YARI İLETKENLER NELERDİR
- YILDIRIM NEDİR
- YILDIRIMDAN NASIL KORUNURUZ
- ZAMİR NEDİR
- ZAYIFLAMAK İSTİYORUM
- ZEKAYI NASIL ARTTIRABİLİRİZ
29 Mayıs 2020 Cuma
28 Mayıs 2020 Perşembe
27 Mayıs 2020 Çarşamba
14 Ocak 2019 Pazartesi
ELEKTRON TRİBÜNLERİ VE MADDENİN BOYUTLARI
Matematik,
zevkli ve bir o kadarda hammaddesi olan
bir veriler tabanı bütünler sistemidir. Bazıları için korkutucu gelse de
matematik, hayatın olmazsa olmazları arasında yer alan bir nicel ifadeler
bütünüdür. Biz zannederiz ki; matematik sadece bilim dallarında kullanılır…
Hayır, matematik için ast olan hayatın bütünüdür.
Bu bütün
içerisinde bakkaldan tarttırdığımız çekirdekten tutunda, bakkaldan alacağımız
para üstüne kadar bütün hayatımızı çepeçevre çevirmiş bir dizeyi buluruz. Bu
ifadeler içerisinde kullandığımız ifadelerden birisi de, uzunluk ölçüleri olup,
matematiğin olmazsa olmazları arasında yer almaktadır. Alan hesaplamalarından
tutunda analitik geometriye kadar geniş bir ifadeler bütünü içerisinde yer alan
uzunluk ölçüleri, cebirsel ifadelerde yer alarak önemini bize bir kez daha
anlatmıştır. Belki olay görsel boyutta olmamış, ancak sayısal ifadeler bazında
değerlendirmelerin bir karşılığı olduğu gerçeği, bize öneme haiz uzunluk
ölçülerini iyi bilmemiz gerektiğini daha iyi belirtmektedir.
Matematikle
iç içe olan ve neredeyse tamamı matematiksel veriler bütünü üzerine kurulu olan
fizik bilimi içinde uzunluk ölçülerinin ayrı bir yeri olduğu gerçeği, bizleri
daha geniş boyutta düşünmeye davet etmektedir. Uzayda ışık yılı, uçak termodinamiğinde ve bağıl hızda
kilometre, ivme hesaplamalarında metre… Bu ve bunun gibi milyonlarca zemin
üzerine oturmuş olan fizik ve matematik denklemler bütünü, amaç itibari ile
insana hizmeti esas edinmektedir.
Bu hizmet
temelinde bir damla bırakmak isteyen bilginler, proton tribünleri ile ışık hızı
ve relativite konusundaki veri üzerine kurulu bilgilerini, hayata aktarma ve
gözlemleme amacını gütmektedir. Normal ifadeler çerçevesinde ise bu tribünler
çok hızlı hareket etmekte ve içerisinde bulunan kristalize maddelerin
verecekleri tepkimeleri test etmek için kullanılmaktadır.
Yıllar
içerisinde bende gelişen bir bilimsel hipotez ise, maddenin boyutlarını
değiştirmeye yönelik olmuştur. Bana ait olan bu hipotezde kullandığım veriler
ise maddeler halinde şunlardır:
a-Kütlenin
korunumu,
b-Maddenin
enerji düzeyleri-Atomun enerji düzeyleri,
c-Nötron
yıldızları ve maddenin saf kütlesi.
Bu verileri
belli bir düzende birleştirmeyi denedim ve sonuç olarak; maddenin boyutlarını
değiştirme imkanına sahip olduğumuz gerçeğine ulaştım. Bunu denemek için ise
kullanacağımız teknik modellemede proton tribünlerini örnek alacağız. Bu dönme
hareketi yapacak tribünümüzün dış katmaları yoğun biçimde beta tanecikleri(1)
taşıyacaklar. Bu tribün çok hızlı bir dönme hareketi yapacak ve ortada
bulunacak maddenin elektron seviyesini bir üst düzeye yükseltecek.(2) Ancak bu
işlemi o kadar büyük bir yoğaltma ile yapacak ki; maddenin sadece son
yörüngesindeki elektronları değil, iç kısmında kalan eletronlarında enerji
düzeylerini değiştirecek.(3) Bu şekilde
maddenin boyutunu değiştirme imkanına ulaşmış olacağız…
AÇIKLAMALAR:
1-Beta
tanecikleri eksi yüklü tanecikler olup, aynı yüklü taneciklerin birbirini
iteceği kaidesi ile ve hızla dönen tribünün etkisi sonucu maddenin
elektronlarının enerji düzeylerinin etkilenmesi,
2-Statik
elektrik üretimi şeklinde bir enerji düzeyi değişikliği olmayıp, bütün enerji
modellemelerini etkileyerek bir nevi plazma şekline yakın maddenin
oluşturulması,
3-Daha üst
düzey enerji düzeyine ulaşan atomun boyutları da değişecektir.
NOT: Bu
yazımı canım annem Şerife ŞAHİN ve canım babam İbrahim ŞAHİN’ e ithaf ediyorum.
LÜTFİ ŞAHİN
Etiketler:
LÜTFİ ŞAHİN,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALELERİ,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALESİ
BİLGİLİ İNSAN MI? EĞİTİMLİ İNSAN MI?
“Bilgili
insan doğru şeyleri bilen kişidir. Eğitimli insan ise doğru bilgileri
alışkanlık haline getirmiş kişidir.” (Lütfi ŞAHİN)
Yukarıdaki
ifadenin doğruluk payını beraberce irdeleyelim. Bu irdeleme işini ise daha çok
örneklendirmelere bakarak yaparsak, konuyu günlük hayatımızda kendimizle
kıyaslamamız daha kolay olacaktır.
Kayalar
üzerine resimleri nakşederek bilgiyi miras bırakan insan topluluklarından
tutunda, deri üzerine bilgiyi nakşeden insanlara kadar ve günümüzün
Dünya’sındaki teknik meteryaller üzerine bilgiyi nakşeden insanlarda dahil
önemli olan şey bilgidir. Bilginin nesillere aktarımını sağlayanlar ise eğitimcilerdir.
Eğitimciler için ast olan şey ise bilgiyi vermek değil, onu öğrenci de
alışkanlık haline getirmektir.
Sizler
düşünebilirsiniz ki; öğretmenler kuru kuruya bilgi versin, çok bilgi versin,
öğrenci ister alışkanlık haline getirsin, isterse getirmesin… Ancak bu
düşüncenin yanlışlığı da zaman içerisinde ortaya çıkmıştır.
Dünya’ca
ünlü tıp profösörünün bilgi düzeyi kimse tarafından tartışılmıyordu. Bu
profösör, sigaranın zararlarını anlatan bir konferans vermek ister. Binlerce
insan bu konferansa katılır. Bu bilginin söyleyeceği önemli bilgileri dinlemek
isterler. Profösör, sigaranın başta akciğer kanseri olmak üzere onlarca tip
kansere neden olabileceğinden bahseder. Beyin için ve diğer organlar için
zararlarından bahseder. Neyse konferans birkaç saat sonra biter. Dışarıya çıkan
profösör ile dinleyiciler tokalaşmak ister, ancak profösör bir sigara yakmış ve
sonra tokalaşacağını söyler. Ne oldu, hani bu profösör bilgili değil miydi?
Saatlerdir sigaranın zararlarından bahseden bu kişi, sigara içmekte. Doğrudur,
bu profösör bilgili bir kimsedir, ancak bilgisini alışkanlık haline
getirmemiştir. İlköğretimi bitirmiş olan bir şahıs, az bilgiye sahip olabilir,
ancak iyi bir eğitimden geçmiş ise sigara kullanmayacaktır.
İkinci
örneğimi daha teknik bir çerçevede ele almak istiyorum. İki tane gelişmiş ülke
düşünelim. Bu ülkelerden ilki teknoloji konusunda gelişmiş olan A ülkesi olsun,
diğer ülke ise eğitim konusunda gelişmiş olan B ülkesi olsun. Bu iki ülke
birbiriyle bir iddiaya girerler ve derler ki “biz sizden daha iyi öğrenci
yetiştiririz.” Tek yumurta ikizi olan ve tüm genetiksel özellikleri aynı olan
iki bebekten birisini A ülkesi, diğerini ise B ülkesi alır. A ülkesi
teknolojiyi ve bilgisayar sistemlerini kullanarak kendi ülkelerindeki çocuğun
beynine elektrotlar aracılığı ile bilgi yüklerler. B ülkesindeki çocuk ise
psikomotor gelişimine uygun bir tarzda eğimden geçirilir. Bu çocuklar on yaşına
geldiklerinde ülke konseyleri toplanır ve çocukları sınarlar. A ülkesinde
kalmış olan çocuk bütün sorulara doğru cevap verir. B ülkesinde kalmış olan
çocuk ise bazı soruları yanıtlayamaz. Konsey A ülkesinde kalan çocuğun
kazandığını ifade edecektir. Tam bu sırada, A ülkesinde kalmış olan çocuk
yediği çikolatanın kabını yere atar, B ülkesinde kalmış olan çocuk ise bu kabı
alıp çöp tenekesine atar. Görüldüğü gibi bilgili olmak istenen sonucu
vermemiştir.
Kendi
ifadelerim içerisinde kullandığım bir açıklama vardır. Bu da zekanın bir tarla
gibi olduğu ve aklın ise bu tarla üzerindeki bitki örtüsü gibi olduğu
şeklindedir. Tarla küçükse az bitki yetişir, büyükse çok bitki yetişir. Ama
bazı tarlalar vardır ki, büyük olmasına rağmen verimsiz olduğu için fazla bitki
yetişmez, bazı tarlalarda vardır ki küçük oldukları halde verimli oldukları
için çok bitki yetişir. Sizin tarlanızın büyük ya da küçük olması önemli
değildir, önemli olan onu verimli hale getirmektir. Eğimli bireyler, yukarıdaki
örneklendirmelerde olduğu gibi sigara içmeyen, yere çöp atmayan, insanlara iyi
davranan kişilerdir. Bu ifadelerin açılımı ise empati duyguları şeklinde
karşılığını bulacaktır. Bu nedenden dolayı da eğitimli kişiler toplum
tarafından sevilen kişilerdir. Eğitimli kimselerin istendik davranışlar
göstermesi nedeniyle başarıya ulaşmaları daha kolaydır. Benim burada ifade
ettiğim şeyi Goleman, “Duygusal Zeka” adlı kitabında ele almıştır. Ben burada
olayı farklı yönden irdelemek istedim. Unutmayın ki başarı için bilgiden çok
alışkanlık gereklidir. Bu alışkanlıklar için ise hiçbir zaman geç kalınmış
değildir. Başarı dolu bir gelecek yaşamanız ümidiyle…
LÜTFİ ŞAHİN
Etiketler:
LÜTFİ ŞAHİN,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALELERİ,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALESİ
13 Ocak 2019 Pazar
BAŞARILI ÖĞRENCİLER OLUŞTURMAK İÇİN BİR YÖNTEM: ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM
Beyin ve zeka ile ilgili yapılar
insanoğlunun her zaman merakını çekmiştir. Tarih boyunca gerek müspet bilimler
ile uğraşan tıp uzmanları ve biyologlar, gerekse de sosyal bilimler ile uğraşan
sosyologlar ve psikologlar zeka ve hafıza ile ilgili kavramları merak etmiş, hep
araştırmış araştırmıştır.
Zeka ve hafıza ile ilgili kavramlar
sadece bu bilim dallarında değil, diğer bütün bilim dalları içerisinde ifade
tarzı olarak yerini bulmuştur. Matematik öğretmenleri matematik dersinde iyi
olan öğrencilerinin zekaca iyi olduğunu ifade etmiş, aynı şekilde edebiyat
öğretmenleri de edebiyat konusunda iyi olan öğrencilerinin zekalarının iyi
olduğunu ifade etmiştir.
Zeka ve hafıza ile ilgili kavramlar
aynı zamanda eğitim uzmanları içinde önemli olmuştur. Düşünsenize zekası ve
hafızası iyi olan öğrencilerin algılama sürecinin büyüklüğünü; bu da
toplumların refahı için ideal bir veriler topluluğunun oluşmasını
sağlayacaktır.
Uzmanlar yapmış oldukları çalışmalarda
zeka ve hafıza kavramlarının doğuştan gelen özellikler olduklarını
görmüşlerdir. Ancak bu uzmanların yılmasına değil, daha fazla araştırmalar
yapmasına neden olmuştur. Netice itibariyle öğrenme teknikleri ortaya
konulmuştur.
Öğrenme tekniklerini ortaya koyan
uzmanlar, bir öğrencinin gördüğü şeylerin bir kısmını, duyduğu şeylerin bir
kısmını, hem duyup hem de gördükleri şeylerin ise daha büyük bir kısmını
kavradığını ifade etmişlerdir. Bu da öğretmen merkezli ifadenin sorgulanması
gerektiğini ortaya koymuştur.
Öğretmen merkezli eğitimde öğretmen
konuya hakim olmak zorundadır ve anlatan kişi rolünü üstlenmektedir. Öğrenciler
ise öğretmenin anlattıklarının bir kısmını öğrenmekte, bu öğrendikleri bilginin
büyük kısmını ise kısa bir zaman diliminde unutmaktadırlar.
Modern eğitim uzmanları öğretmenlik
ifadesine son verecek ifadeleri kullanmışlar ve demişlerdir ki: “öğretmen
ifadesi artık geçmişte kaldı, artık eğitimci ifadesini kullanmalıyız.
Eğitimciler öğreten kişiler olmamalı, sadece rehberlik yapmalıdırlar. Yani
öğrenciye balık vermek yerine balık tutmayı öğretmelidirler.”
Başarı odaklı olan bu yöntem ile
konusunu hazırlayan öğrenci derse hazırlıklı gelmekte, derste aktif rol almakta
ve bu esnada öğretmen sadece rehberlik yapmaktadır. Öğrencinin ders içerisinde
aktif olarak derse katılımı sırasında söyleyeceği yanlış bilgiyi düzeltme
görevi öğretmene düşmekte, öğrenciler ise adeta bir dikte çalışması gibi olan
bu yöntem ile bilgilerini uzun süreler muhafaza edebilmektedir. Bu yöntem ile
ders esnasında girmiş olduğu beyin fırtınaları sayesinde aktif düşünce yapısı
gelişmekte, bu da üreten bireylerin oluşmasını sağlamaktadır.
Öğrenci merkezli eğimde değişik
taktikler uygulanabilir, ama bu taktiklerin içerisinde en güzel olanı kubaşık
öğrenme yöntemidir. Öğrenciler yine derse hazırlanmakta, ama bu hazırlık
sürecinde gruplar halinde ve birbirleriyle yardımlaşarak hazırlıklarını
yapmaktadırlar. Derse katılan öğrenciler hazırlamış oldukları sunuları
sınıflarındaki arkadaşlarına sunmakta, bu esnada sınıf içerisinde olan diğer arkadaşları
ile beyin fırtınasına girmektedirler. Öğretmen ise sadece rehberlik yapmakta,
ancak kazanım çok büyük olmaktadır.
Öğrenci merkezli eğimde daha bir çok
taktik kullanılabilinir. Önemli olan ise öğrencilerin özgüvenlerini sarsmadan
yetişmelerini sağlamaktır. Sağlam düşünceler için sağlam bilgi birikimi
gerekmektedir. Bunun içinde ezberleyen
değil, öğrenen bireylerin yetiştirilmesi gerekmektedir.
Sizler şu an belki öğrencisiniz, belki
bir yetişkin… ama unutmamalı, hiçbir şey için geç kalınmış değildir. Sadece
görerek değil, sadece duyarak değil aktif olarak bilgi birikimlerini
edinirseniz başarılı olmamanız için bir neden olmadığını görürsünüz.
Başarılı bir ömür yaşamanız
temennisiyle…
LÜTFİ
ŞAHİN
BAŞARILI BİR ÖĞRETMENDE BULUNAN 10 ÖZELLİK
“Öğretmenler mesleklerini sevdikleri
ölçüde hayattan haz alırlar.” (1)
Yukarıdaki genelleme aslında bütün
meslekler için geçerlidir, ancak özellikle de öğretmenlik mesleğini daha iyi
kapsamaktadır.
Başarılı olan bir öğretmen ise işini
iyi yapmakta ve bu da hayattan haz almasına neden olmaktadır. Peki, başarılı
bir öğretmen olmak için neler yapmak lazım? İsterseniz bunu maddeler halinde
ele alalım…
1-Öğrencilerin seviyesine inmek:
Başarılı bir öğretmende bulunan en bariz özelliklerden birisi öğrencilerin
seviyesine inme konusunda başarılı olmaktır. Bu biraz tecrübeye dayansa da işe
yeni başlamış idealist bir öğretmende başarılı olabilir.
2-Yeni çalışmaları takip etmek:
Başarılı bir öğretmen, eğitimdeki yeni çalışmaları takip eder ve kendini günün
şartlarına göre adapte eder. Bu konuda değişik kaynaklardan istifade eder.
3-İyi bir iletişim bilgisine sahip olmak:
İletişim konusunda hem kendisi yeni fikirler ortaya koyar, hem de konulmuş
fikirlere kendini adapte eder. Sınıf içerisinde çocuklarla kurulacak iletişimin
önemini çok iyi fark eder. Bu farkında oluşta onu başarılı bir öğretmen yapar.
4-Gerekli dökümanlara sahip olmak:
Ders içerisinde işlenen konu ile ilgili dökümanlara sahiptir. Bu dökümanları
derse başlamadan önce irdelemiş ve kendisini konuya hazır hale getirmiştir. Bu
başarılı olmuş olan öğretmenlerin neredeyse olmazsa olmazı haline gelmiştir.
5-Planlı olmak: İşlemiş
olduğu derslere ait hem genel çerçevede ve hem de özel çerçevede bir plan
içerisinde hareket eder. Zamanında konuları bitirmenin hazzını yaşayabilmek
içinde bu planlama büyük önem taşımaktadır.
6-Adil olmak: Sınıf
içerisinde öğrencilere karşı davranışlarında adil olan öğretmenler, hem insani
bakımdan hem de yaptığı işin gerektirdiği davranış stili bakımından başarılı
olmaktadırlar. Bu adalet anlayışı içerisinde aynı davranışı gösteren bir
öğrenciye ceza veriyorsa, başka bir öğrenci gösterdiğinde de ceza vermesi veya
tam tersi olarak güzel bir davranışta ödül vermesi şeklinde
örneklendirilebilinir.
7-Teknolojiyi kullanmak:
Günümüz teknolojinin hızlı bir şekilde geliştiği bir zaman dilimi içerisinde
yer almaktadır. Evinde televizyon seyreden öğrenci, okulda daha ileri bir
teknik kavramı görmezse gelişim sürecini tam sağlayamayacaktır. İdealist bir
öğretmen gerekli şartları oluşturup başarıyı elde edecektir.
8-Veli ile işbirliği:
Öğrencilerin başarıları yada başarısızlıklarında yatan en önemli nedenler
içerisinde aile içerisindeki yaşantıları sayılabilinir. Veli ile işbirliği
içerisinde olacak olan bir öğretmen, olumsuz davranışların önüne geçebilir yada
olumlu bir davranışı pekiştirebilir. Bu da başarıyı arttıran en önemli
husustur.
9-İdare ile işbirliği:
Öğrencilerin sahip olduğu başarılı duruma pekiştireç olabileceği gibi başarısız
öğrencinin başarısızlığına neden olan davranışlarında önüne geçebilecek bir
tıkaç olabilir. Öğrencilerin durumlarını idare ile birlikte ele almak ve
beraber kararlar almak başarıyı olumlu yönde etkileyecektir.
10-Diğer öğretmenlerle işbirliği:
Diğer öğretmenlerle işbirliği içerisinde olmakta başarıyı olumlu yönde
etkileyecektir. Bir öğretmenin bir konuda tecrübesi, diğer öğretmende fazla
olabilir; bu da işbirliğinin önemini daha iyi ortaya koymaktadır.
DİPNOTLAR: (1)Lütfi Şahin
LÜTFİ
ŞAHİN
Etiketler:
LÜTFİ ŞAHİN,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALELERİ,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALESİ
ALKOL KULLANMAMAK İÇİN 10 NEDEN
ALKOL
KULLANMAMAK İÇİN 10 NEDEN
Alışkanlıklar tarih içerisinde devamlı
değişim göstermiştir. Ancak neredeyse insanlık kadar kötü bir alışkanlık olan,
alışkanlık olduğu kadar bağımlılık olarak ifade edilen zarar deposunun adı;
alkol ve alkollü içecekler…
Ben yukarıdaki ifade etmiş olduğum
alışkanlık kelimesini beyin ile ilgili olarak, bağımlılık ifadesini ise vücudun
diğer kısımları için kullandım. Alkol alışkanlıktır, çünkü içenler psikolojik
olarak ararlar; bağımlılıktır, çünkü içmeye devam edenlerin vücutları alkol yokluğunda
adeta alarm verir.
Bakıyorsunuz alkol içenlere; sarhoş
olmuşlar ve dengesiz hareketler yapmaktalar… Bakıyorsunuz alkol içenlere;
hastaneleri doldurmuşlar ve vücutlarındaki zararların önüne geçmeye
çalışıyorlar… Bakıyorsunuz alkol içenlere; bozulmuş aile saadetlerini
düzeltmeye çalışıyorlar… Daha birçok kötülüğün anasıdır alkol.
Yüzlerce zararı olan alkolün bilindik
10 zararını bilirsek içmez miyiz? İnşallah hiçbir okurum içmesin istiyorum ve
bakalım bu kötülüklerin anasının belli başlı zararlarına:
1-Alkolün zarar verdiği organların
başında karaciğer gelmektedir. Alkol içenlerin karaciğeri görevini yavaş yavaş
yapmamayı bırakır. Bu da tüm vücudun zarar görmesine zemin hazırlar.
2-Alkol içenlerin en çok zarar gören
organlarından birisi de beyinleridir. Her kadeh alkol beyindeki binlerce
hücrenin ölmesine neden olmaktadır. Bu durum hem düşünce yeteneğini hem de
diğer hayati fonksiyonlarını etkilemektedir.
3-Alkol kullanmak psiko-motor sistemini
olumsuz etkilemektedir. Bu ise alkol kullananların hareketlerini kontrol
etmesini güçleştirmektedir.
4-Alkol kullananların bağırsak
floraları bozulmaktadır. Bağırsak florasının bozulması ise zararlı etkenlerin
bünyeye yerleşmesine zemin hazırlamaktadır.
5-Alkol bağımlısı kişilerin
davranışları sevilmemelerine neden olmaktadır. Saldırgan tavırları ve sarhoşken
söyledikleri laflar yüzünden kimse arkadaşlık yapmak istememektedir.
6-Alkol bağımlılığı en çok aile
saadetini bozmaktadır. Sarhoş olan kişinin davranışlarını kontrol edememesi
sonucu eşiyle gerek sözlü olarak gerekse de fiziksel olarak şiddete başvurması
aileyi olumsuz etkilemektedir. Toplumun en küçük yapıtaşı olan ailenin
bozulması ise toplumu olumsuz etkileyecektir.
7-Siz yetişkin ve genç okurlarım,
binlerce zararı olan alkolü biliyorsunuz, sizi örnek alan çocuklarınızın bu
kötülüğe bağımlı olmasını ister misiniz? Hepinizin “hayır” dediğini duyar
gibiyim. O zaman bu kötülükten büyükler olarak bizler uzak duralım ki bizi
takip eden evlatlarımızda uzak dursunlar.
8-Alkol kullanan bayanlar eğer ki
hamile ise bebekleri de zarar görmektedir. Evlatlarının sağlıklı olmasını
isteyen tüm bayanların alkolden uzak durması bu açıdan da önemlidir.
9-Trafik kazalarının bir çoğu alkollü
olarak araç kullanılması neticesi meydana gelmektedir. Sadece ölümlere değil,
aynı oranda yaralanmalara ve mali zararlara da neden olmaktadır.
10-Siz paranızı durup dururken sokağa
atar mısınız? Hepinizin “hayır” dediğini duyar gibiyim. Alkol kullananlar
maalesef paralarını boş yere harcamaktadır. Bu para harcaması olayı sadece
alkol alırken değil, aynı zamanda vücuda verdiği zararı ortadan kaldırmak için
harcanan para olarakta ele alınmalıdır.
LÜTFİ
ŞAHİN
ADI EN ÇOK DUYULMUŞ 10 MÜSLÜMAN İLİM ADAMI
ADI EN ÇOK DUYULMUŞ 10 MÜSLÜMAN İLİM
ADAMI
Tarih içerisinde müslümanlar dünyaya
bir çok şeyler vermişlerdir. Bilimde, sanatta, edebiyatta ve daha birçok sahada
kazançlar sağlamışlardır. Muhtemelen bu kişiler kaplarına sığamıyacak kadar
kendilerini geliştirmişler ve daha sonra da insanlığa hizmet etmişlerdir.
Adı duyulan ilim adamları, yazarlar,
sanatkarlar olduğu gibi, adları duyulmayanlarda vardır. Her ne şekilde olursa
olsun, insanlığa hizmet etmiş olan bu kişileri rahmetle yad ediyoruz.
Dünya çapında adı duyulmuş müslüman ilim
adamlarının adlarını muhtemelen sizlerde duymuşsunuzdur. Bu kişiler kimdir?
İsterseniz bunu bir irdeleyelim…
1-Mevlana: “Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Ben yaşadıkça Kur''an''ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed''in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim...” (1)
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Ben yaşadıkça Kur''an''ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed''in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim...” (1)
Yukarıdaki sözlerin sahibi olan ve küçüklüğünü ifade ettikçe
büyüyen bir alim: Mevlana. 30 Eylül 1207 yılında Belh şehrinde Dünya’ya gelen
Mevlana, daha çocukluk yıllarından itibaren bilgisi ve aklıyla insanları
etkilemiştir. Mevlana’nın babası “bilginlerin sultanı” lakabı ile anılan
Bahaeddin Veled’dir. Mevlana’nın annesi ise Mümine Hatun’dur.
Birçok eser bırakan ve 17 Aralık 1273
günü Hakk’ın rahmetine kavuşan Mevlana’nın vasiyeti üzerine cenaze namazını
Sadreddin-i Konevi kıldıracaktır, ancak Konevi Mevlana’yı o kadar sevmektedir
ki; cenazesinde baygınlık geçirir. Bu nedenden dolayı cenaze namazını Kadı
Siraceddin kıldırmıştır.
Bir çok öğrenci yetiştiren Mevlana’nın
belli başlı eserlerini de şu şekilde sıralayabiliriz:
-Mesnevi
-Büyük Divan
-Fihi Ma-Fih
-Mecalis-i Seb’a
-Mektubat
-Mesnevi
-Büyük Divan
-Fihi Ma-Fih
-Mecalis-i Seb’a
-Mektubat
2-Şemsi
Tebrizi: “Onun ışığı
vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile
vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı
bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler, ağaçlar görür; deryalar
gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların
gölgesinde dinlenirim. Lakin siz bunların hiçbirini göremezsiniz.” (1)
Bu sözleri söyleyen Mevlana; gönül ehli olan arkadaşının, sırdaşının yokluğu nedeniyle bu sözleri söylemiştir. O gönül dostunun adı:Şems-i Tebrizi’dir.
Şems-i Tebrizi 1185 yılında Tebriz şehrinde doğmuştur. Babası Melik Dad oğlu Ali’dir. Şems-i Tebrizi Şemseddin yani dinin güneşi lakabıyla anılmıştır.
Bu sözleri söyleyen Mevlana; gönül ehli olan arkadaşının, sırdaşının yokluğu nedeniyle bu sözleri söylemiştir. O gönül dostunun adı:Şems-i Tebrizi’dir.
Şems-i Tebrizi 1185 yılında Tebriz şehrinde doğmuştur. Babası Melik Dad oğlu Ali’dir. Şems-i Tebrizi Şemseddin yani dinin güneşi lakabıyla anılmıştır.
Şems 1247 tarihinde yedi kişi
tarafından katledilmiştir. Şems “beni öldürecekseniz namazdayken öldürün”
demiştir. Kanlı mendilininde Mevlana’ya ulaştırılmasını istemiştir.
Bugün Konya’da Mevlana Türbesi’nin olduğu yerde Şems makamı denilen yerde yatmaktadır.
Bugün Konya’da Mevlana Türbesi’nin olduğu yerde Şems makamı denilen yerde yatmaktadır.
3-Somuncu
Baba: “İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendin bilmezsen
İlim nice okumaktır” (2)
İlim kendin bilmektir,
Sen kendin bilmezsen
İlim nice okumaktır” (2)
Bu mısraların sahibi olan Yunus ilim sahibi insanların
özelliklerini çok güzel bir şekilde ifade etmiştir.
Tarih içerisinde hem olduğu gibi görünen ve hem de kendini bilen büyük alimler yetişmiştir. Bu alimlerden birisi de; Hamid Hamidüddin’dir. Somuncu Baba adıyla tanınmasının sebebi ise halka somun dağıtmasıdır.
Somuncu Baba 1331 yılında Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Şemseddin Musa Kayseri’nin oğlu olup soyu Peygamberimize ulaşır. Peygamberimizin 24. Kuşaktan torunudur.
Tarih içerisinde hem olduğu gibi görünen ve hem de kendini bilen büyük alimler yetişmiştir. Bu alimlerden birisi de; Hamid Hamidüddin’dir. Somuncu Baba adıyla tanınmasının sebebi ise halka somun dağıtmasıdır.
Somuncu Baba 1331 yılında Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Şemseddin Musa Kayseri’nin oğlu olup soyu Peygamberimize ulaşır. Peygamberimizin 24. Kuşaktan torunudur.
Bu büyük zat 1412 yılında Darende’de
vefat etmiştir. Kabri şerifleri Darende’de şimdiki Şeyh Hamid-i Veli Camii
içerisinde yer almaktadır.
Birçok talebe yetiştiren Somuncu Baba’nın
en tanındık talebeleri arasında Hacı Bayramı Veli, Aziz Mahmut Hüdayi,
Akşemseddin gibi alimleri sayabiliriz.
Somuncu Baba’nın bugün bilinen birkaç eseri şunlardır; Şerh-i Hadis-i Erba’in, Zikir Risalesi, Silah’u-l Müridin.
Somuncu Baba’nın bugün bilinen birkaç eseri şunlardır; Şerh-i Hadis-i Erba’in, Zikir Risalesi, Silah’u-l Müridin.
4-Ali
Kuşcu: Asıl adı Ali Bin Muhammed olan Ali Kuşcu
1403 tarihinde Semerkant’ta Dünya’ya gelmiştir. Babası olan Muhammed, Timur
Kralı ve aynı zamanda astronomu olan Uluğ Bey’in kuşcusu olduğu için bu lakap
verilmiştir.
16 Aralık 1474 tarihinde İstanbul’da
vefat etmiştir.
Ali Kuşcu yaşamı boyunca bir çok eser
yazmıştır. Eserlerinden bazıları şunlardır:
-Risale-i fi’l Hey’e
-Şerh-i Tici Uluğ Bey
-Risale-i fi’l Fethiye
-Risale-i fi’l Muhammediye
-Unkud-üz-Zevahir fi Man-ül- Cevahir
-Risale-i fi’l Hey’e
-Şerh-i Tici Uluğ Bey
-Risale-i fi’l Fethiye
-Risale-i fi’l Muhammediye
-Unkud-üz-Zevahir fi Man-ül- Cevahir
5-Hezarfen Ahmet Çelebi: Toplumumuzda asırlar önce yaşamış olan ve bilgisinin çokluğu
nedeniyle Hezarfen lakabıyla anılan bir bilgin:Hezarfen Ahmet Çelebi.
1609 yılında doğan Hezarfen Ahmet Çelebi, bilgisinin çokluğu nedeniyle halk arasında “bin fenli” anlamına gelen Hezarfen lakabıyla anılmıştır.
1609 yılında doğan Hezarfen Ahmet Çelebi, bilgisinin çokluğu nedeniyle halk arasında “bin fenli” anlamına gelen Hezarfen lakabıyla anılmıştır.
Hezarfen 1640 tarihinde Cezayir’de
vefat etmiştir.
6-Lagari Hasan Çelebi: Bizim toplumumuzda yetişmiş ve modern denilen Avrupa’nın
yüzlerce yıl sonra yapmaya çalıştığı roket sistemlerini ilk defa yapan bir
mucittir “Lagari Hasan Çelebi.”
1633 tarihinde Osmanlı Padişahı 4. Murat’ın kızının doğum gecesinde Lagari Hasan Çelebi yapmış olduğu roketi ateşleyerek yaklaşık 300 metre yükselmiştir. Daha sonra takma kanatlarıyla Sinan Paşa Kasrı önüne yumuşak bir iniş yapmıştır.
1633 tarihinde Osmanlı Padişahı 4. Murat’ın kızının doğum gecesinde Lagari Hasan Çelebi yapmış olduğu roketi ateşleyerek yaklaşık 300 metre yükselmiştir. Daha sonra takma kanatlarıyla Sinan Paşa Kasrı önüne yumuşak bir iniş yapmıştır.
4. Murat, Lagari Hasan Çelebi’yi
ödüllendirir ve bir kese akçe hediye eder. Ayrıca yetmiş akçelik bir maaş
bağlanır ve sipahi ocağına kaydedilir.
Lagari Hasan Çelebi geri kalan ömrünü Kırım’da geçirir. Ne gariptir ki modern anlamdaki ilk roket denemeleri de yüzlerce yıl sonra Kırım’ı da içine alan Ukrayna’da gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Lagari Hasan Çelebi geri kalan ömrünü Kırım’da geçirir. Ne gariptir ki modern anlamdaki ilk roket denemeleri de yüzlerce yıl sonra Kırım’ı da içine alan Ukrayna’da gerçekleştirilmiş olmasıdır.
7-Biruni: 5 Eylül 978’ de Dünya’ya gözlerini açan ve adeta tarih içerisinde “astronominin
ve matematiğin babası olacağım” diyecek kadar büyük bir dahi olan kişi:Biruni.
Tam adı Ebu Reyhan Muhammed Bin Ahmed El Biruni’dir. Harezm’de Dünya’ya gelen Biruni yaşamı içerisinde 180’den fazla eser yazmıştır. Ancak günümüze çok az eseri ulaşabilmiştir.
Tam adı Ebu Reyhan Muhammed Bin Ahmed El Biruni’dir. Harezm’de Dünya’ya gelen Biruni yaşamı içerisinde 180’den fazla eser yazmıştır. Ancak günümüze çok az eseri ulaşabilmiştir.
13 Aralık 1048 tarihinde vefat
etmiştir.
Yaşamı içerisinde yüzlerce eser yazmış
olan Biruni’nin en önemli eserleri şunlardır:
-El-Âsâr''il-Bâkiye an''il-Kurûni''i-Hâli-ye
-El-Kanûn''ül-Mes''ûdî
-Kitâb''üt-Tahkîk Mâ li''l-Hind
-Tahdîd''ü Nihâyeti''l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet''il-Mesâkin
-Kitâbü''l-Cemâhir fî Mâ''rifet-i Cevâ-hir
-Kitâbü''t-Tefhîm fî Evâili Sıbaâti''t-Tencîm
-Kitâbü''s-Saydele fî Tıp
-El-Âsâr''il-Bâkiye an''il-Kurûni''i-Hâli-ye
-El-Kanûn''ül-Mes''ûdî
-Kitâb''üt-Tahkîk Mâ li''l-Hind
-Tahdîd''ü Nihâyeti''l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet''il-Mesâkin
-Kitâbü''l-Cemâhir fî Mâ''rifet-i Cevâ-hir
-Kitâbü''t-Tefhîm fî Evâili Sıbaâti''t-Tencîm
-Kitâbü''s-Saydele fî Tıp
8-Hacı
Bayram-ı Veli: “İstanbul
elbet feth olunacaktır. Onu feth eden kumandan ne güzel kumandandır, onu feth
eden asker ne güzel askerdir.” (3)
Hz Muhammed’in bu müjdesinin oğlunun gerçekleştireceğini asırlar sonra 2. Mehmet’in babası 2. Murat’a söyleyen alim, mutasavvıf ve şair kişi: Hacı Bayram-ı Veli.
Doğum ismi Numan Bin Ahmet, lakabı Hacı Bayram olan bu büyük zat 1352 yılında Ankara’nın Çubuk Çayı üzerinde yer alan Zülfadl Köyü’nde Dünya’ya gelmiştir.
Hz Muhammed’in bu müjdesinin oğlunun gerçekleştireceğini asırlar sonra 2. Mehmet’in babası 2. Murat’a söyleyen alim, mutasavvıf ve şair kişi: Hacı Bayram-ı Veli.
Doğum ismi Numan Bin Ahmet, lakabı Hacı Bayram olan bu büyük zat 1352 yılında Ankara’nın Çubuk Çayı üzerinde yer alan Zülfadl Köyü’nde Dünya’ya gelmiştir.
1429 yılında vefat eden bu büyük zatın
türbesi kendi ismi ile anılan caminin yanındadır ve ziyaret edilmektedir.
9-Akşemsettin: Edison zamanının, Einstein zamanın nasıl ki büyük bilginlerinden;
tarih sahnesinde yer alan diğer büyük bir bilginde “Akşemsettin” denilen
kişidir.
1389 tarihinde Osmancık’ta Dünya’ya gelen bu alim kimsenin asıl adı “Şeyh Muhammed Şemsettin Bin Hamza” dır. Aslı Hz Ebu Bekir’e dayanan Akşemsettin’in babası da alim bir kimsedir.
1389 tarihinde Osmancık’ta Dünya’ya gelen bu alim kimsenin asıl adı “Şeyh Muhammed Şemsettin Bin Hamza” dır. Aslı Hz Ebu Bekir’e dayanan Akşemsettin’in babası da alim bir kimsedir.
Bir çok talebe yetiştirmiş olan ve bir
çok eser bırakan Akşemsettin, 1459 yılında vefat etmiştir. Türbesi Bolu ilinin
Göynük ilçesindedir.
10-Katip
Çelebi: Asıl adı Mustafa
olan Katip Çelebi 1609 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Katip Çelebi Doğu’da
Hacı Halife, Batı’da ise Hacı Kalfa adıyla tanınır.
Katip Çelebi 1657 yılında vefat etti.
Mezarı Vefa’dan Unkapanı’ndaki Mahmudiye Köprüsüne inen büyük caddenin sağ
kenarındadır.
ALINTILAR: (1)Hz. Mevlana
(2)Yunus Emre
(3)Hz. Muhammed
KAYNAKLAR: 1-http://www.edebiyatogretmeni.net/katip_celebi.htm
2-http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%A2tip_%C3%87elebi
2-http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%A2tip_%C3%87elebi
3-http://tr.wikipedia.org/wiki/El-Bir%C3%Bbni
4- Alkan Selçuk, Uçan Süper Beyin:
Lagari Hasan Çelebi, Süper Beyin Dergisi, sayı 20, sayfa 34
5-http://tr.wikipedia.org/wiki/Hezarfen_Ahmet_%C3%87elebi
6-http://tr.wikipedia.org/wiki/Ali_Ku%C5%9F%C3%A7u
: 8-
http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed_Celaleddin-i_Rumi
9-Şahin Lütfi, Mevlana ve Deha, Beyin Gücü Dergisi, Kasım, 2010.
10-http://www.lutfisahininsitesi.com/index.asp?PageID=53
9-Şahin Lütfi, Mevlana ve Deha, Beyin Gücü Dergisi, Kasım, 2010.
10-http://www.lutfisahininsitesi.com/index.asp?PageID=53
11-Yağmur Sinan, Aşkın Gözyaşları 1,
sayfa 48-49
12-http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eems-i_Tebrizi
12-http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eems-i_Tebrizi
LÜTFİ ŞAHİN
Etiketler:
LÜTFİ ŞAHİN,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALELERİ,
LÜTFİ ŞAHİN MAKALESİ,
MEVLANA,
ŞEMSİ TEBRİZİ
BİR MALI SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT
ETMELİYİZ?:Bir malı satın alırken aşağıdaki şeylere dikkat etmemiz
gerekir:
1-Meyve yada sebze alıyorsak temiz ve taze olmasına
önem vermeliyiz.
2-Ambalajlı ürünler alırken “Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının izni ile üretilmiştir veya ithal edilmiştir” yazısı olan ürünleri
almalı, bu yazı olmayan ürünleri almamalıyız.
3-Ambalajlı ürünleri alırken
üretim tarihi ile son kullanma tarihine bakmalıyız. Son kullanma tarihi geçmiş
ürünleri satın almamalıyız.
4-Ambalajlı ürünlerin TSE, CE ve ISO belgelerine sahip
olup olmadıklarına bakmalıyız.Bu belgelere sahip olan ürünleri satın almalıyız.
TSE: Türk Satandartları Enstitüsü uygun olan mallara
bu belgeyi verir. Kendi standartlarına uygun olan malların üzerinde bu damga
yer alır. Bir ürün alırken bu damganın olup olmadığına bakmalıyız.
CE: Bu işaret malın gerekli sağlık ve güvenlik
şartları taşıdığı anlamını verir. Bir ürün alırken bu damganın olup olmadığına
bakmalıyız.
ISO: Bir ürün eğer kalite seviyesine sahipse bu
damgayı taşır. Bir ürünü alırken bu damganın olup olmadığına bakmalıyız.
LÜTFİ ŞAHİN
AYDINLATMA TEKNOLOJİLERİNİ NASIL KULLANMALIYIZ?
AYDINLATMA TEKNOLOJİLERİ YAŞAMIMIZI NASIL ETKİLİYOR?:Çok
eskiden olduğu gibi odun ateşiyle aydınlanmaya devam etseydik hayatımız güzel
olmazdı. Teknolojinin gelişmesi ile beraber mumun icadı, gaz lambasının icadı
ve daha sonra ampulün icadı hayatımızı çok kolaylaştırmıştır.
Eğer ampul
icat edilmemiş olsaydı televizyon, radyo gibi aletlerde yapılamazdı. Geceleri
hastahanelerde hiçbir şey yapılamazdı. Gece vakti fabrikalar çalışmazdı. Buna
benzer binlerce örnek vermemiz mümkündür.
Ampulün
icat edilmesiyle beraber gece yolculukları da mümkün oldu, uzaya bile
gönderilen araçlarda ampulün icadı rol oynamıştır.
IŞIĞI NASIL KULLANMALIYIZ?:Işık kullanılırken
aşağıdaki şeylere dikkat etmemiz önem taşımaktadır. Bunlar:
1-Işığın, gözümüzün görme yeteneğini bozmayacak
şiddette olması gerekir. Yüksek güçte, aşırı ışık veren kaynakların
aydınlatması kötü olur.
2-Işık kaynakları, aydınlatılması gereken yere, uygun
bir şekilde yönlendirilmelidir. Işık, sadece istenilen yeri aydınlatmalı,
aydınlatılması gerekmeyen yerleri aydınlatmamalıdır.
3-Fazla ışık her zaman iyi aydınlatma anlamına gelmez.
4-Işık,
göze doğrudan gelmemelidir. Bir ışık kaynağından çıkarak doğrudan göze gelen
ışık, göz sağlığını bozar.
LÜTFİ ŞAHİN
Etiketler:
IŞIĞI KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ,
LÜTFİ ŞAHİN
İNGİLİZCE OLUMSUZ CÜMLELER
OLUMSUZ CÜMLELER: have (has)+ not+ got
I have not
got jeans. (I haven’t got jeans) (Kot pantolonum yok)
You have
not got socks. (You haven’t got socks) (Çorapların yok)
He has not
got a pencil. (He hasn’t got a pencil) (Kurşun kalemi yok)
She has not
got a school bag. (She hasn’t got a school bag) (Okul çantası yok)
It has not got a tail. (It hasn’t got a
tail) (Kuyruğu yok)
We have not
got boots. (We haven’t got boots) (Botlarımız yok)
You have
not got a teacher. (You haven’t got a teacher) (Öğretmeniniz yok)
They have
not got children. (They haven’t got children) (Çocukları yok)
LÜTFİ ŞAHİN
AYDINLATMA TEKNOLOJİLERİ
AYDINLATMA TEKNOLOJİLERİ NELERDİR?:
İnsanlar
aydınlanmak için çok değişik şeyler kullanmışlardır. Çok önceleri aydınlanmak
için odun ateşinin ışığından yararlanılmıştır. Bu olay yaklaşık 20.000
yıl önce kullanılmaya
başlanmıştır. Daha sonra ucuna reçine sürülmüş meşaleler kullanılmaya
başlanmıştır. Ama hem odun hem de meşale uzun ömürlü olmayıp aynı zamanda is ve
koku çıkarmaktaydı.
4.500 yıl
önce ilk defa Sümerler tarafından yağ lambaları kullanılmaya başlanmıştır. Yağ
lambaları istenilen yere taşınıyordu, is ve koku çıkarmıyordu. Ancak yağ
lambalarının hem verdiği ışık azdı hem de ışık verme süresi azdı.
250 yıl
önce lambalarda balina yağı kullanılmaya başlandı. 200 yıl önce de hava gazı
lambaları kullanılmaya başlandı. Hava gazı lambaları gaz geldiği sürece ışık
verebiliyordu, ancak taşınması oldukça maliyetliydi.
Aydınlatma teknolojilerinde en büyük
ilerleme ampulün icadıyla olmuştur. İlk elektrik ampulünü icat edenler İngiliz
bilim insanı Swan (Sıvan) ve Amerikalı bilim insanı Thomas Edison (Tamıs
Edison) ‘dur. Bu ampul yarım gün kadar ışık verebiliyordu. 1881’de Afrikalı
mucit Lewis Howard Latimer (Lavis Havırd Latimır) bunu daha da geliştirdi ve
uzun süre ışık veren ampulu keşfetti. 1911’de çok uzun süre ışık verebilen
ampul üretildi. Daha sonraları floresan lambalar üretildi. Bugün floresan
lambalardan daha az enerji harcayan ve daha fazla ışık veren halojen lambalar
üretilmektedir.
LÜTFİ ŞAHİN
Etiketler:
AYDINLATMA TEKNOLOJİLERİNİN GELİŞİMİ,
LÜTFİ ŞAHİN
AİLE BÜTÇESİ
AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT:
İnsanların
istekleri sınırsızdır, ancak ailemizinkazancı sınırlıdır. İşte bu nedenden
dolayı harcamalarımıza dikkat etmeli ve kazanılan paradan fazla harcama
yapmamalıyız.
Aile bütçemize tasarruf ederek katkıda
bulunabiliriz. Defterlerimizi yırtmamalı, kalemlerimizi boş yere
kullanmamalıyız. Reklamlarda gördüğümüz her ürünü almamalıyız, bu malları
almaları için ailemizi zorlamamalıyız. Evdeki eşyalarımızı düzgün kullanmalı ve
onları yıpratmamalıyız. Bu şekilde davrandığımız zaman aile bütçesine katkıda
bulunmuş oluruz.
Etiketler:
AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT,
LÜTFİ ŞAHİN
HZ MUHAMMED'İN AKRABALARI
HZ MUHAMMED’İN AMCALARI
1-Haris
2-Zübeyir
3-Ebu Talip
4-Ebu Leheb
5-Kusem
6-Dırar
7-Mukavvim
8-Hacl
9-Hz Hamza (ra)
10-Hz Abbas (ra)
HZ
MUHAMMED’İN HALALARI
1-Safiyye
2-Atiye
3-Ümeyye
4-Beyza
5-Berra
6-Erva
HZ
MUHAMMED’İN KIZ ÇOCUKLARI
1-Hz Zeynep (ra)
2-Hz Ümmü Gülsüm (ra)
3-Hz Rukiye
4-Hz Fatıma (ra)
HZ
MUHAMMED’İN OĞLAN ÇOCUKLARI
1-Hz İbrahim (ra)
2-Hz Abdullah (ra)
3-Hz Kasım (ra)
HZ
MUHAMMED’İN HANIMLARI
1-Hz Hatice (r)
2-Hz Sevde binti zem’a (r)
3-Hz Aişe (r)
4-Hz Hafsa binti Ömer (r)
5-Hz Zeynep binti Huseyme (r)
6-Hz Zeynep binti Cahş (r)
7-Hz Ümmü Seleme (r)
8-Hz Ümmü Habibe (r)
9-Hz Cüveyriye binti Haris (r)
10-Hz Safiyye binti Huyey (r)
11-Hz Mariyetü’l Kıbtiyye (r)
12-Hz Meymune binti Haris (r)
13-Hz
Reyhane (r)
ZAMİRLER
ZAMİRLER (ADILLAR):Tümcede
ad olmadıkları halde adın yerine kullanılabilen sözcüklere zamir (adıl) denir.
Zamirler
iki gruba ayrılırlar. Bunlar:
A-Sözcük halindeki zamirler
B-Ek halindeki zamirler
A-Sözcük Halindeki Zamirler:Sözcük halindeki zamirler
4’e ayrılır. Bunlar:
1-Kişi zamirleri
2-İşaret zamirleri
3-Belgisiz zamirler
4-Soru zamirleri
1-Kişi Zamirleri:İnsan adlarının yerine kullanılan
sözcüklere kişi zamirleri denir.
Adın yerini
tutan kişi zamirleri şunlardır:ben, sen, o, biz, siz, onlar.
Kişi
zamirlerinden ben ve sen sözcükleri ek alıp bana ve sana olarakta yer
alabilirler.
Örnekler:Ben yıllardır bu işi yapıyorum.
Sen de bizimle gelecek misin?
O neden gelmedi?
Öğretmen sizi çağırıyor.
Onlar bahçede top oynuyor.
2-İşaret Zamirleri:Varlıkların
yerini göstererek tutan sözcüklere işaret zamiri denir.
İşaret
zamirleri şunlardır:bu, şu, o, bunlar, şunlar, öteki, beriki.
İşaret
zamiri ile işaret sıfatı aynı sözcüklerdir:bu, şu, o.Tümce içinde adın yerini
tutuyorsa işaret zamiri olur. Addan önce geliyorsa işaret sıfatı olur.
Örnekler:Bu, çok güzeldir.
(İşaret zamiri)
Bu kalem çok güzeldir. (İşaret sıfatı)
Şunu ister misin? (İşaret zamiri)
Şu kitabı ister misin? (İşaret sıfatı)
3-Belgisiz (Belirsizlik) Zamiri:Hangi
ismin yerini tuttukları tam olarak belli olmayan zamirlere belgisiz zamirler
denir.
Belgisiz
zamirlerin bazıları şunlardır:bazıları, herkes, birçoğu, hiçbiri, birkaçı,
kimileri, hepsi.
Belgisiz
zamirle belgisiz sıfatlar aynı sözcüklerdir. Ancak zamirler ismin yerini tutar,
sıfatlar isimden önce gelir, ek almaz.
Örnekler:Bazıları gezmeyi sever.
(Belgisiz zamir)
Bazı insanlar gezmeyi sever. (Belgisiz sıfat)
Hiçbirisini doğru cevaplamadı. (Belgisiz zamir)
Hiçbir soruyu doğru cevaplamadı.
(Belgisiz sıfat)
4-Soru Zamirleri:Bir adın yerini soru yoluyla tutan
sözcüklere soru zamirleri denir.
Soru
zamirlerinden bazıları şunlardır:kim, ne, kaçı, hangisi, nereye.
Soru sıfatı
ve soru zamirleri aynı sözcüklerdir. Ancak soru sıfatlarından sonra bir isim
gelir, soru zamirleri ise ismin yerine kullanılır.
Örnekler:Hangisini okudun? (Soru zamiri)
Hangi kitabı okudun? (Soru sıfatı)
Kaçını kullandın? (Soru zamiri)
Kaç kalem kullandın? (Soru sıfatı)
B-Ek Halindeki Zamirler:Ek halindeki zamirler ikiye
ayrılır. Bunlar:
1-İlgi zamiri
2-İyelik zamiri
1-İlgi Zamiri:İsimlerin ve zamirlerin sonuna gelerek,
onlarla ilgili olan başka bir ismin yerini tutan
“-ki” ekine ilgi zamiri denir. İlgi zamiri olan ki
sözcüğe bitişik yazılır.
Örnekler:Senin saçların Murat’ınkinden uzundur.
Deniz’in topu burada,
seninki nerede.
2-İyelik Zamiri:Sonlarına geldikleri isimlerin kime,
neye ait olduğunu belirten eklere iyelik zamirleri denir. Bu ekler:”-im, -in,
-i, -imiz, -iniz, - leri” ekleridir. Bu ekler “benim, senin, onun, bizim,
sizin, onların” sözcüklerine karşılık gelir.
Örnekler:Kalemin yere düştü.
Parası kalmamış.
Kardeşim ameliyat olacak.
Oyuncuları maça
çıkmadılar.
LÜTFİ ŞAHİN
Etiketler:
İLGİ ZAMİRİ,
İYELİK ZAMİRİ,
LÜTFİ ŞAHİN,
ZAMİR NEDİR
İSTEKLER VE İHTİYAÇLAR
ÖNCE İHTİYAÇLAR, SONRA İSTEKLER:
İnsanların
yeme, içme, barınma gibi ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçları karşılanmazsa
insanlar yaşamlarını sürdüremezler. Birde insanların daha iyi yaşamaları için
değişik şeyler vardır. Buzdolabı, çamaşır makinesi, teyp gibi şeyler ise
olmadıkları zaman hayati tehlike yaratmazlar. İnsanlar yaşamlarını
sürdürebilmek için öncelikli olarak ihtiyaçlarını karşılarlar, daha sonra
isteklerini alırlar.
Etiketler:
LÜTFİ ŞAHİN,
ÖNCE İHTİYAÇLAR SONRA İSTEKLER
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)